<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel arşivleri - Abatay Hukuk Bürosu</title>
	<atom:link href="http://abatayhukuk.com/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://abatayhukuk.com/category/genel/</link>
	<description>Bursa Avukat ÖZGÜR ABATAY</description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Feb 2021 13:19:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>

<image>
	<url>http://abatayhukuk.com/wp-content/uploads/2021/02/cropped-favico-1-32x32.png</url>
	<title>Genel arşivleri - Abatay Hukuk Bürosu</title>
	<link>https://abatayhukuk.com/category/genel/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hukukumuzda Sosyal Devlet Kavramı</title>
		<link>http://abatayhukuk.com/2019/06/12/hukukumuzda-sosyal-devlet-kavrami/</link>
					<comments>http://abatayhukuk.com/2019/06/12/hukukumuzda-sosyal-devlet-kavrami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abatay Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jun 2019 09:24:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Devlet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://attorco.themestek2.com/?p=10932</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiring a criminal defense lawyer has multiple benefits and provides you the opportunity to the best possible outcome for your trial.</p>
<p><a href="http://abatayhukuk.com/2019/06/12/hukukumuzda-sosyal-devlet-kavrami/">Hukukumuzda Sosyal Devlet Kavramı</a> yazısı ilk önce <a href="http://abatayhukuk.com">Abatay Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p2">Anayasa 2. Maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı sosyal bir hukuk Devletidir. Anayasa&#8217;nın 5. Maddesinde devletin temel amaç ve görevleri</p>
<blockquote>
<p class="p2"><i>Madde 5 – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. </i>şeklinde sayılmıştır.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
</blockquote>
<p class="p2">Anayasanın 56.maddesi ve 57. maddesi konut hakki, sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<blockquote>
<p class="p2"><i>Madde 56 – Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, iş birliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.<span class="Apple-converted-space"> </span></i></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p2"><i>Madde 57 – Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.</i></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p2"><i>Madde 60 – Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.</i></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p2"><i>Madde 61 – Devlet harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malül ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar. Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.</i></p>
</blockquote>
<p class="p2">Yaşlılar, Devletçe korunur, Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir. Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır. Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p2">Anayasa Mahkemesine göre <i>&#8220;Sosyal devletin amaçlarından biri de kısmen ya da tamamen çalışamamaları nedeniyle gelir kaybına uğrayarak muhtaç duruma düşebileceklere, insan onuruna yaraşır asgari bir hayat sürmeleri için gerekli olan geliri sağlamaktır. Böylece toplumdaki ekonomik eşitsizlikler bir ölçüde azaltılmış, sosyal devlet ve sosyal adalet ilkelerine uygunluk sağlanmış olur.&#8221;</i> <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p2">Danıştay’a göre ise <i>&#8220;Sosyal hukuk devleti, temel hak ve özgürlükleri en geniş ölçüde gerçekleştiren ve güvence altına alan, toplumsal gerekleri ve toplum yararını gözeten kişi ve toplum yararı arasında denge kuran, toplumsal dayanışmayı en üst düzeyde gerçekleştiren, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak eşitliği, sosyal adaleti sağlayan, çalışma hayatının gelişmesi için önlemler alarak çalışanları koruyan, sosyal güvenlik sorunlarını çözmeyi yüklenmiş, ülkenin kalkınmasıyla birlikte ulusal gelirin sosyal katmanlar arasında adaletli biçimde sağlanmasını amaç edinmiş devlettir.<span class="Apple-converted-space"> </span></i></p>
<p class="p1"><i>Güçsüzleri güçlülere ezdirmemek ilkesi, herkesi, bu arada çalışanları, emeklilerle yaşlıları durumlarına uygun düzenlemelerle, sağlıklı mutlu ve güven içinde yaşatmayı gerektirir.&#8221;</i></p>
<p class="p1">Anayasa da temel hak ve hürriyetler, kişi hak ve ödevleri, sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler, siyasi haklar ve ödevler olmak üzere üç kategoriye ayrılmıştır. Yaşlı hakları insan hakkı olması ve ayrı bir yaşlı hakkı şeklinde anayasamızda bir hak bulunmadığından bu üç hak grubuna da dahil olmakla birlikte özellikle sosyal ve ekonomik haklarla ilgilidir. Çünkü yaşlı bireylerin anayasada devletin bireye tanıdığı hakları kullanabilmesi için kısmen devletin olumlu edimine ihtiyaç duyulmaktadır.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p2" style="text-align: center;"><b>EŞİTLİK İLKESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK</b></p>
<p class="p1">Anayasanın 10. Maddesi hükmü <i>&#8220;Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.10 Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”</i><span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p1">2010 yılında eklenen fıkrayla birlikte çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağını belirtmiştir. Değişiklikle getirilen ek fıkrayla toplumda dezavantajlı olarak kabul edilen kesimlere yönelik pozitif ayrımcılık Anayasal düzeyde kabul edilerek devlete bu konuda birtakım edimler yüklemiştir.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p1">Eşitlik ilkesi, ayrımcılık yasağı ve pozitif ayrımcılık birbirleri ile bağlı kavramlardır. Anayasanın 10. Maddesinde eşitlik hakkı düzenlenmiş olmakla buradaki eşitlik kavramı klasik liberalizmde görülen şekli eşitlik kavramı gibi değildir. Devlet bireyleri sadece bir hakkı tanımakla yetinmez aynı zamanda dezavantajlı gruplar için tanımış olduğu hakların kullanılabilmesi adına toplumda diğer bireylerle aralarındaki eşitsizliği kaldırmak adına fırsat eşitliği yaratır. Devletin dezavantajlı grupların haklarını kullanabilmesi ve onlardan yararlanabilmesi adına yarattığı fırsat eşitliğine pozitif ayrımcılık denir.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p1">Pozitif ayrımcılık; toplum kesimlerinden birinin diğerine oranla daha olumsuz koşullarda bulunması nedeniyle bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak adına o kesime diğer kesimlere tanınmayan, eşitliği sağlamak için çeşitli avantajlar sağlamaktır. Yani burada amaç aslında mevcut eşitsizliği gidererek eşitliği tesis etmektir.</p>
<p class="p1">Pozitif ayrımcılık, cinsiyet, engelli olma, çocuk veya yaşlı olma gibi kişinin farklı özelliklerine istinaden yapılabilir. Bu özelliklerin her biri bu özelliklere sahip kişilere toplumun diğer bireylerinden daha farklı uygulamalar yapılmasını gerektirir.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p1">Pozitif ayrımcılık, geleneksel normatif eşitlik anlayışı nedeniyle toplumda fiili olarak ortaya çıkan adaletsizlikleri düzeltmek için kabul edilmiştir. Bu amacın gerçekleşmesi devlete bu konuda pozitif yükümlülükler getirilmesine bağlıdır. Pozitif ayrımcılık tanımı gereği toplumdaki zayıf ve dezavantajlı kesimi korumayı amaçlar. <i>&#8220;Sadece kanun önünde eşitlik sağlamak yeterli değildir.</i></p>
<p class="p1"><i>Eylemli eşitlik, hukuksal eşitliğin önüne geçmelidir. Yaşlılara kamusal destek artmalı, toplumsal ekonomik ve sosyal yaşamdaki eşitsizlikler giderilmelidir. Yaşlılar için özel önlemler almak, eşitlik düzenlemeleri içinde yer almalıdır&#8221;</i></p>
<p class="p1">Netice itibariyle, kişinin dil, din, cinsiyet, siyasi görüş veya etnik kökeni nedeni ile bir ayrımcılığa uğraması karşısında bu kişilere ayrımcılık yapılmaması ve diğerleri konumuna getirilmeleri bir bakıma eşit davranma ilkesini gerekli kılar. Böyle bir ayrım olmaksızın bazı kişilere diğerlerine göre eşit davranılmaması karşısında benzerler arasında bir olumsuzluğu gidermek de gene eşit davranma ilkesini devreye sokar. Pozitif ayrımcılık da sonuçta var olan bir eşitsizliğin giderilmesi için bu defa pozitif ayrımcılığın uygulanmasını gerekli kılar.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p1">Hukukumuzda eşitlik ve pozitif ayrımcılık genel olarak iş hukukunda eşit işe eşit ücret ilkesi çerçevesinde aynı işi yapan kadın ve erkeğin birbirine denk/eşit hale getirilmesi, eşit işlem yapma yükümlülüğü kapsamında daha çok görülmekte ve uygulamada yer bulmaktadır. Bu nedenle iş hukuku alanında daha çok koruyucu düzenlemeler mevcut olmaktadır.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p1">Devlet 10. Maddede bahsedilen eşitlik ilkesini sosyal devlet olarak hayata geçirmekle yükümlüdür. Danıştay&#8217;a göre, kamu hizmetinin sunumu özel kişilere devredilse bile, hizmetin niteliği ve ilkeleri değişmez, hizmet kamu hizmeti olduğu sürece gerek idare ve gerekse hizmetin gördürülmesinin devredildiği özel sektör aynı yükümlülüklere tabidir.</p>
<p class="p1">6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu 5. Madde &#8221; Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu madde 5 hükmü şöyledir: <i>“(1) Eğitim ve öğretim, yargı, kolluk, sağlık, ulaşım, iletişim, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler, sosyal yardım, spor, konaklama, kültür, turizm ve benzeri hizmetleri sunan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri, yürüttükleri faaliyetler bakımından bu hizmetlerden yararlanmakta olan veya yararlanmak üzere başvurmuş olan ya da bu hizmetler hakkında bilgi almak isteyen kişi aleyhine ayrımcılık yapamaz. Bu hüküm kamuya açık hizmetlerin sunulduğu alanlar ve binalara erişimi de kapsar. (2) Birinci fıkrada belirtilen hizmetlerin planlanması, sunulması ve denetlenmesinden sorumlu olan kişi ve kurumlar, farklı engelli grupların ihtiyaçlarını dikkate almakla ve makul düzenlemelerin yapılmasını sağlamakla yükümlüdür.&#8221;</i> Danıştay’ın bu görüşünü temellendirmektedir.</p>
<p class="p2" style="text-align: center;"><b>SONUÇ</b></p>
<p class="p1">Sosyal hukuk devlet açıklamalar doğrultusunda tanımlanacak olursa, en kısa zamanda en kapsamlı olarak kamu yararına yönelik bir devlet fonksiyonu olarak tanımlanmaktadır. Devletin görevi, Anayasada belirlenmiş temel değerlerin güvence altına alınmasını, sosyal uyuşmazlıkların rasyonel bir biçimde çözümlenmesini, bireysel menfaatlerin ve grup menfaatlerinin dengelenmesini, yardıma muhtaç olan bireylerin korunmasını ve gelecekte doğabilecek problemler için tedbir alınmasını sağlamaktır.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Av. Emre İnanç GENÇ</strong></p>
<p><a href="http://abatayhukuk.com/2019/06/12/hukukumuzda-sosyal-devlet-kavrami/">Hukukumuzda Sosyal Devlet Kavramı</a> yazısı ilk önce <a href="http://abatayhukuk.com">Abatay Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://abatayhukuk.com/2019/06/12/hukukumuzda-sosyal-devlet-kavrami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hukuk ile Adalet Sağlanır mı ?</title>
		<link>http://abatayhukuk.com/2019/06/12/hukuk-ile-adalet-saglanirmi/</link>
					<comments>http://abatayhukuk.com/2019/06/12/hukuk-ile-adalet-saglanirmi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abatay Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jun 2019 09:23:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk ve Adalet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://attorco.themestek2.com/?p=10930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiring a criminal defense lawyer has multiple benefits and provides you the opportunity to the best possible outcome for your trial.</p>
<p><a href="http://abatayhukuk.com/2019/06/12/hukuk-ile-adalet-saglanirmi/">Hukuk ile Adalet Sağlanır mı ?</a> yazısı ilk önce <a href="http://abatayhukuk.com">Abatay Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar temel gereksinimlerini karşıladıktan sonra ilkçağlardan itibaren dünyaya ve varoluşa ilişkin kafa yormaya başlamışlardır. Onları diğer canlılardan ayıran düşünme yetisinin farkına varmışlardır. “Adalet” insanoğlunun belki de en çok üzerinde durduğu, felsefe tarihinin önemli kavramlarındandır ve oldukça zengin bir tarihsel gelişim sürecine sahiptir. Felsefe tarihinden bu yana çeşitli filozoflarca çeşitli görüş ve teoriler ortaya atılmıştır. Bu kavram uzun yıllar felsefenin konu alanına girmiş ve çok tartışıla gelmiştir. Son dönemde sosyal bilimlerin felsefeden hızla kopmaya başlamasından dolayı ‘’adalet kavramı tabii olarak felsefeyi ilgilendiren bir kavram olmaktan çıkmış hukuk felsefesi, sosyolojisi gibi siyasal bilimlerin uğraş alanı içinde görülmeye başlanmıştır.  Bu durumu daha açık ve anlaşılabilir bir hale getirmek için ‘’adalet’’ ve ‘’hukuk’’ kavramlarına değinmekte fayda olacağını görmekteyim.</p>
<p>Adalet nedir? Nerden ortaya çıkmış ve insanlar buna neden ihtiyaç duymuştur? Genel geçer bir adalet anlayışı mümkün müdür? Bundan yüzyıl önce tanımlanan adalet anlayışıyla bu günkü anlayış arasında bir fark var mıdır? Bir zamanlar adaletli olduğu düşünülen durumlar bu gün adaletsiz olarak tanımlanabilir mi? Ya da şöyle düşünelim toplumların ya da insanların içinde bulunduğu koşullar, kültürel, sosyolojik yapıları adaletin tanımlanmasında etkili olabilir mi?</p>
<p>Sokrat bir şölen münasebetiyle dostlarını topladı ve şu soruyu ortaya attı: ‘Adalet Nedir?’ Orada bulunanlardan dört tarif geldi. Birincisi: ‘Adalet başkasına verilmesi gereken şeyi vermektir.’ Sokrat bu cevabı yanlış buldu ve açıkladı: Mesela, aklını kaybetmiş birisinin elinden aldığınız silahı tekrar kendisine iade etmeniz adalet değildir. İkinci olarak: ‘Adalet dostlara fayda düşmanlara zarar vermektir.’ Sokrat, bunun da adalet olmadığını açıkladı: ‘İnsan bazen yanılıp kötülere dost, iyilere düşman olabilir. Bu halde adalet kötülere yardım iyilere zarar verme şekline dönüşmüş olur. Üçüncü olarak: ‘Adalet; içinde en kuvvetlinin, yani hükümdarın menfaatinin bulunduğu şeydir’ denildi. Sokrat bunun da adalet olmadığını ifade ederek ‘Hükümdarlar yanılabilir, kanunları kendi halkının ve kendinin aleyhine çıkarabilir.’ Dördüncü ve son tarifi kendisi yaparak: ‘Adalet; karşılıklı çatışma korkusunun ortaya koyduğu kanunlardır.’ der. Bir başka ifade ile ‘Zarar vermekten ve zarara zararla karşılık vermekten kaçınma adalettir diyebiliriz düşüncesindeyim. Tabii ki de adalet kavramının bu kadar ile izah etmeye çalışmak takdir edersiniz ki çok sığ kalacaktır.</p>
<p>Adaleti sınıflandırmak gerekirse iki dereceli sistem ile ele almak gerekir; maddi ve şekli adalet kavramı. Bu kavramlar birbiri ile ilişkili oldukları gibi farklılıklarda bulunmaktadır. Her şeyden önce, her iki adaletin anlamlan ve bununla da ilişkili olarak ilkeleri birbirinden farklıdır. Ayrıca, adil veya adil olmayan kuralların, adil veya adaletsiz uygulamasının da söz konusu olabileceği belirtilebilir; yani, kuralın adil olup olmamasının, uygulamasının adil olup olmamasından farklı olduğu belirtilebilir. Bu anlamda, her iki adalet arasında kurulabilecek ilişkinin de rastlantısal olabileceği iddia edilebilir. Ancak, her iki adaletin, sonucun adil olup olmaması anlamında birbiriyle ilişkili olduğu ileri sürülebilir. Maddi adalet olmaksızın, şekli adaletin bir anlam ifade etmeyeceği ortadır. Örneğin, adil olmayan bir kuralın, adil bir şekilde uygulanmasının anlamlı olmayacağı belirtilebilir. Öte yandan, maddi adalet de şekli adaleti gerektirmektedir. Burada da adil bir kuralın, adil olmayan uygulamasının yol açabileceği adaletsizlikler söz konusudur. Diğer bir ifadeyle adil bir sonuç için, hem maddi adaletin hem de şekli adaletin gerekli olduğu belirtilebilir.</p>
<p>Şekli adalet, hukuka uygun davranışla aynı anlama gelmekte, &#8220;kanun, kanun olduğu için adildir&#8221; düşüncesine dayanmaktadır. Öte yandan, şekli adalet sadece hukuka bağlılık anlamına gelmemekte, hukukun uygulanması ve kamu görevlilerinin davranışıyla ilgili gereklilikleri de içermektedir. Nitekim şekli adalet çerçevesinde adil olmayan eylem, hukuk sistemindeki yetkililerin, örneğin yargıçların, doğru kuralı uygulamamaları veya kuralı yanlış yorumlamaları durumunda ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yargısal süreçte, ayrımcılığa kadar varan ön yargılar da adil olmamayla ilgilidir. Bunlar, benzer durumlarda benzer şekilde ve farklı durumlarda farklı şekilde davranma, kurala göre işlem yapma ve kuralların davalara tarafsız bir şekilde uygulanması, yani tarafsızlıktır diyebiliriz.</p>
<p>Geleneksel olarak, hukuka ilişkin anlayışlara bakarsak. İlk olarak, hukuk, yetkili organlar tarafından çıkarılmış bulunan kurallar bütünü olarak tanımlanmaktadır. İkinci olarak ise, adil olan ve adil olduğu için itaat edilen hukuk olarak tanımlanmaktadır. Her iki hukuk kavramı, farklı hukuk devleti anlayışıyla ilişkilidir. Önceden ilan edilmiş ve belirlenmiş kurallarla siyasi iktidarın bağlı olması anlamındaki hukuk devleti, birinci anlamdaki hukukla ilişkilidir. İyi veya adil anlamdaki yönetimi vurgulayan hukuk devleti ise, ikinci anlamdaki hukukla ilişkilidir</p>
<p>Hukuk felsefesine göre adalet iki yönlüdür. Bir kararın adil olabilmesi onun hem maddi hem de şekli anlamda adil olmasıyla mümkündür. Örneğin herhangi bir olayda sonucun doğru olması kararın adil olduğu sonucunu vermez. Çünkü adalet bir sonuç değil bir süreçtir. Maddi anlamda içerikliğe uygunluk, şekli anlamda ise bu sonuca ulaşılırken geçilen süreçlerin de adil olması durumudur. Yani yeter ki adalet yerinin bulsun isterse kıyamet kopsun lafı adalet kavramının kendisiyle çelişmektedir. Adalete giden süreçte gidilen yolların da adil olması kaçınılmazdır. Adalete ilişkin bakış açısını geliştirebilmek için Ceza Hukukuna da bu anlamda değinmek gerekir. Çünkü adalet algısının büyük ölçüde zedelendiği, toplumun kanayan yarası haline gelen, mahiyeti ve “özgürlük” gibi adaleti tamamlayıcı değerlerin kısıtlanabilmesine ilişkin olarak çok daha hassas bir bakış açısını gerektirir. İnsanlar suç işlemezler arzularına, ihtiyaçlarına, beklentilerine ve kaygılarına göre davranırlar. Bunu izah etmek için işlevsel nedenlerim var: Bir insanın davranışının kanuni tipik anlamında suç olup olmadığını anlamak çok masraflı, meziyetli bir uğraştır ve işlem gerektirir. Dolayısıyla insanlar suç işledi dediğimizde son derece hadsiz bir kavram olacağı düşüncesindeyim. İnsanların suç işleyip işlemediğini bilemeyiz sadece nasıl davrandıklarını bilebiliriz. Bunu da şöyle nitelendirebiliriz; iyi – kötü, doğru – yanlış, güzel – çirkin, günah – sevap gibi kategorilerden sadece birisidir, masum – suçlu! Özetle bu tartışma tarih boyunca süregelecektir. Hukukun bir sistem olduğunu unutmamak gerektiği ve adalete ulaşabileceğimiz şuan için dünyada tek meşru yöntemin hukuk olması tüm gerçekliği ile ortadadır. Hukuk devletinin gerekliliği biz hukukçuların varlığı ile eşdeğer olduğundan en azından toplum düzeni için hukuk devletini savunmaktan bir an bile olsun vazgeçmememiz gerekir.</p>
<p>Hukuku ve adaleti tartışmanın aslında ne kadar siyasal bir mesele oluşunu hukukçu olmaya çalışan güncel dönem stajyeri olarak elimden geldiğince izah etmeye çalıştım.</p>
<p>Bu konu üstüne eğer düşünmek isterseniz sizi aklıma gelen birkaç temel soru ile baş başa bırakmak isterim.</p>
<p>Hukuk aracılığıyla veyahut bizzat hukuk eliyle bir adaletsizliğin meydana geldiği durumlar söz konusu olabilir mi ?</p>
<p>Hukuk adalete ulaşmanın bir yolu değil de yoksa adalete erişimi geciktirmek için insan eliyle tasarlanmış bir labirentler sistemi mi ?</p>
<p style="text-align: right;"><strong> Av. Mustafa ATA</strong></p>
<p><a href="http://abatayhukuk.com/2019/06/12/hukuk-ile-adalet-saglanirmi/">Hukuk ile Adalet Sağlanır mı ?</a> yazısı ilk önce <a href="http://abatayhukuk.com">Abatay Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://abatayhukuk.com/2019/06/12/hukuk-ile-adalet-saglanirmi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
